Ara
  • Burcu Demir

BAŞKA BİR DÜNYA MÜMKÜN



Allahım yine ağlıyor. Daha yeni pışpışlayıp uyutmamış mıydım bu çocuğu ben? Kaç gecedir deliksiz uyumuyorum acaba? Sabah işe gidecek diye beyefendi hiçbir şeyi duymasın, yine ben kalkayım. Zaten uyansa da susturamayıp beni dürtecek, seni istiyor diyecek. Sahi geçen gün telefonunda neye bakıyordu, uzun bacaklı güzel popolu bir kadındı? Arada anası da ima ediyor ama uyku bile uyuyamıyorken bir de ona güzel görünmeye çalışamam, telefondan bakadursun neye bakıyorsa. Allahım bu çocuk ne zaman susacak? Neden böyle saçma sapan şeyleri düşünüyorum şu an? Neden uyanamıyorum sahi ben? Evi yıkacak ağlama sesi, komşular bile uyanmıştır. Ben neden uyanamıyorum? Uykunun içine hapsolmuş gibiyim ölecek çocuk ağlamaktan. Uyanmam lazım artık. Uyan Burcu, Uyan!


Çat!


Yine rüya.



Bu ay bu üçüncü oldu. Elim ayağım buz gibi, nabzım yükselmiş resmen. Kulağımda hala o hiç tanımadığım bebeğin sesi. Beynim oyuluyor adeta. üstüme bir hırka alıp, terliklerimi giydim. Ev hala karanlık, daha güneş doğmamış. Mutfağa geçir bir bardak su alıyorum kendime, nefesimi toplamaya çalışırken. SUyu içerken bir yandan rüyanın etkisinden çıkmaya çalışıyor, pencereden işlerine çok erken gitmek zorunda olan sokaktaki insanlara bakıyorum. Rüya olduğunu rüyanın içinde de hissederken uyanmaya çalışıp uyanamamak. Gerçekten korkunç, ama komik aynı zamanda. Gülesim geliyor, sinirden gülemiyorum. Bir gece daha aynı kabusu görmeye takatim yok, ama gerçekten nasıl, neden..?


Giyinip, kahvemi yanıma alıp evden çıkarken biraz yatışmıştı nabzım. Kendi kendime muhtemelen komşulardan birinin bir bebeği var ve geceleri onun sesini duyuyorum deyip bir miktar ferahlamayı bile başarmıştım. Binadan çıkınca yüzüme Kasımın nemli soğuğu çarptı, iyice toparlandım. Rüyayı gördüğüme takıldığım için yeniden yeniden gördüğüme karar verdim, üstünde fazla düşünmezsem silinip gidecekti hafızamdan. Yine o aynı oyun, kapıdan adımımı attıktan sonra bu konuyla ilgili hiçbir şey düşünmeyeceğim oyunu.



Bu şehre taşınalı birkaç ay oldu. Hala alışamadım. Çok büyük, çok gürültülü geliyor. Bir yerden bir yere ulaşmaya çalışırken günümün yarısı ziyan olmuş gibi üzülüyorum. Ama o ilk başlarda hissettiğim yanlış bir şey yaptım galiba gerginliği de kalmadı artık. Şu serin, yağmurlu günlerde bile denizin kenarında ufak yürüyüşler yapmak bana çok iyi geliyor mesela. Şimdiden kendime minik kahveciler, kitapçılar buldum, hatta geçen hafta kocaman bir salonda tiyatro bile seyrettim. O kadar çok kültürel etkinlik var ki burada, hepsine yetişemeyeceğimi kabullendim. Yıllarca küçücük bir şehirde, yaprak oynasa haberimin olduğu bir şehirde, -şu sahnede şu gün şu oyun varmış, akşama şurada şu konser varmış diyebildiğim bir şehirde- yaşadıktan sonra böyle kocaman kocaman salonlarda operalar dinlemek, tiyatrolar seyretmek gerçekten keyifli hissettirecek gibi. Sonra deniz, canım deniz. Alışacağız yavaş yavaş.



Hava planladığımdan soğukmuş, rüzgar sertleşiyor, belli ki yağmur hızlanacak. Azıcık ısınayım diye köşede gördüğüm ilk pastaneye atıyorum kendimi. Bir küçük masa, birkaç çalışan, işe gitmeden önce uğrayıp sıcak simit poğaça alan beyaz yakalılar. Hava o kadar kapalı ki içeride sanki akşammış gibi ışıklar yanıyor. Bugün dersim öğleden sonra, sahilde ufak bir kahvaltı edip sonra kütüphaneye geçebileceğimi düşünmüştüm ama hava benimle aynı fikirde değil gibi. Bir peynirli sandviç bir de çay söyleyip oturuyorum küçük pastanenin içindeki küçük masaya. Sıcak çay ve pastanenin pişmiş, mayalı hamur kokusu içimi ısıtıyor.



Çocuklara sınavlarından önce gözden geçirmeleri için hazırladığım notları vereceğim bugün, sonra belki kütüphanede biraz çalışır, finallerden sonra okumaları için ufak bir kitap listesi hazırlarım. Çoğunluğunun okumak denince kafalarından kaynar sular dökülüyor adeta ama aralarında bazıları öyle farklı bir enerjiyle bakıyorlar ki dünyaya, gelin bakın, bu taraftan yürüyün demek istiyorum onlara. Bunları okuyun, bunları izleyin, bunları dinleyin. Hiçbiri sizi daha iyi, daha ahlaklı, daha zeki insanlar yapmayacak belki ama karanlıkta kaldığınızda yolunuzu aydınlatacak, soğuk akşamlarda içinizi ısıtacak. Sonra bu cümleyi amfide kurduğumu ve bana nasıl baktıklarını hayal edip kendime gülüyorum.


Suratımda o yarım gülümseme, çayımı bitirip kalkmak üzereyken bir bebek sesi duyuyorum, çığlık çığlığa ağlayan tiz bir bebek sesi. Nabzım hızlanıyor, bu o ses, gecelerdir rüyalarıma giren, kabus gibi uyanamadığım o anne uykusundaki bebeğin sesi.



Kafamı çevirdiğimde pastanenin kapısından içeri sokulmaya çalışılan bebek arabasını görüyorum. Önden arabadaki bebeğin babası olduğunu düşündüğüm, takım elbiseli, kaşe montlu bir adam girmiş, kapıyı tutuyor. Sonra o, pastane tezgahındaki genç kıza içten gülümsemesiyle simitin yeni çıkıp çıkmadığını, patatesli poğaçanın kalıp kalmadığını sormak için ilerlerken, karısı –ve bebeğin annesi- olduğunu düşündüğüm kadın da benim kalkmak üzere olduğumu gördüğü masaya doğru yaklaşıyor.



Kadınla bir anlığına göz göze geliyoruz. Böyle ağlak bir bebeğe göre uykusunu iyi almış, parlayan gözlerle bakıyor bana. Kendi halimi, çökmüş gözlerimi, rüzgarda dağılmış saçımı başımı düşününce tabi gecelerdir senin bebeğin yüzünden ben uykusuz kaldım diye sitem etmek istiyorum adeta kadına.


Aklımda garip garip düşüncelerle -bu sesi rüyamda gördüğüme eminim, kadının gözleri bana bir şey anlatmaya çalışıyor gibiydi, bebeği susturmak için neden hiçbir şey yapmıyor- masadan uzaklaşıp çıkışa yöneliyorum. Bebeğin babası olduğunu düşündüğüm adam o sırada masaya varıyor. Ben kapıdan çıkmak üzereyken arkamdan ufak bir neden ben susturacakmışım, bir kere de sen kucağına alsan ölür müsün tartışmasının sesleri geliyor.



Pastaneden çıkıp kapıyı kapatıyorum, tüm sesler içeride kalıyor. Rüzgar sakinleşmiş, bulutları dağıtmış. Güneş serin sabah havasını ufaktan ısıtmak için binaların arasından yükseliyor. Ağlayan bebek kabusunu bir daha görmeyeceğimden emin, fakülteye doğru yürürken çocuklara final sınavlarında beşer puan fazladan vermeyi aklımdan geçiriyorum. Varsın okumayı sevmesinler, çok çalıştılar bu dönem.


99 görüntüleme

PAZARTESİ YAZILARI

©2019, Ormanların İçinde tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now